Bu ay ki röportajımız sitemizde yazılarını zevkle okuduğunuz tasarımcı sevgili Evren Aras ile. Londra’da yaşayan Evren’in çok başarılı ve çok da ilginç bir kariyer hayatı var.
- Sevgili Evren, kariyer hayatının birbirinden oldukça farklı iki bölümden oluştuğunu biliyorum. İlk olarak tasarımcı kimliğinden önce yaptıklarını bize biraz özetler misin? Hangi okulları bitirdin? Nerelerde çalıştın?

- Üsküdar Amerikan Lisesi ve İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme Fakültesini bitirdikten sonra İngiltere’de reklamcılık üzerine master yaptım.
İş hayatıma McCann Erickson reklam ajansında başladım ve 18 yıl boyunca hep uluslarası reklam ajanslarında müşteri ilişkileri yöneticisi olarak çalıştım. Reklamcılık kariyerimin son 8 senesinde Manajans / JWT’de başkan yardımcılığı yaptım.
Henüz lise yıllarımda verdiğim bir kararla yaşadığım reklamcılık kariyerim, 7/24 çalışma temposu ve her türlü stresine rağmen büyük bir zevkle ve güzel başarılarla dopdolu geçti.
- Peki hayatının bu bölümünü noktalayıp yeni bir sayfa açmak, birçok insanın istediği fakat cesaret edemediği böyle bir kararı almayı nasıl başardın?
- Evet açıkçası bazen ben de inanamıyorum. Temelde 2 şey oldu;
1) Çok yoğun ve stresli tempoda çalışan herkes gibi ben de mesleğimin eskisi kadar zevk vermediğini, stresimin özel hayatıma yansıdığını ve en önemlisi farklı birşeyler yapmak istediğimi fark ettim. 2) Tam o dönemde, eşimin işi dolayısıyla Londra’ya gidip bir süreliğine yerleşme fırsatımız doğdu. Manajans’dan ayrılmak hiç kolay olmadı ama bu kararı vermek için de daha iyi bir zaman olamazdı ve herşeyi bırakıp Londra’ya gittim. Gidiş o gidiş, 4 yıl bitti sanki 4 ay olmuş gibi…
- Biraz Londra’da yaptıklarından bahsedelim. Londra’ya taşındın, ilk neler yaptın?
Önce kendime güzel bir mola verdim !... Yıllardır iş toplantıları için gidip geldiğim, şehrin keyfini çıkardım, her gün yepyeni yerler keşfettim. Bir yandan da kendime yeni bir kariyer yolu çizmeye başladım. İç mimarlık ve dekorasyon hep ilgimi çekmişti ama profesyonel bir ilerleme kaydetmek için hiç zamanım olmamıştı. Dolayısıyla bu alanda iyi bir eğitim almaya karar verdim. İngiltere’nin en itibarlı interior design okulu, KLC School of Design’da yoğun bir program aldım ve İç Mekan Tasarımcısı oldum. Bizde “Interior Designer” tanımının tam karşılığı yok diye düşünüyorum, çünkü kime mesleğimden bahsetsem “yani iç mimar mı? veya dekoratör mü?” diye soruyorlar haklı olarak, ben ikisinin tam ortasındayım diyorum umarım kafaları karıştırmıyorum.
Aldığım profesyonel eğitim ile 18 yıllık reklamcılık tecrübesini birleştirince ortaya çok güçlü bir birikim çıktı ve o cesaretle 2010 Şubat ayında Aras Design Şirketimi kurdum. O günden beri İstanbul ve Londra’da çeşitli projeler yapıyorum. Özellikle marka iletişimi tecrübemi kullanabildiğim projelerden büyük keyif alıyorum. Örneğin ilk projelerimden biri, Unilever’in Omo markası için yaptığımız 40 m2’lik Ekolojik Konsept Evi oldu. Proje hem tasarım açısından hem de markanın pazarlama stratejisine uyumu açısından çok başarılı oldu ve tüm Türkiye’yi dolaşıp, tüketicilerle diyalog kurmaya devam ediyor.



- Londra’da çok iyi işler çıkardığını biliyorum, biraz bu çalışmalarından bahseder misin lütfen? Ne tarz projeler yapıyorsun ? Dekorasyonda seçtiğin belli bir stil var mı ?
- En kapsamlı projeler Regnum İnşaat için yaptıklarımız. İlki yeni yapılan bir binanın örnek (show) dairelerini dekore etmekti. Bu konu benim özel ilgi alanım diyebilirim. Mobilyalı kiralik ev Pazarında dünyada müthiş bir hareket var, “home staging” diye de adlandırılan bu konuyu yakından takip ediyorum. Özellikle Kuzey Avrupa bu işlerde çok başarılı. Örnek daire dekorasyonlarının; evde yaşanıyor hissi vermesi, potansiyel alıcıyı veya kiracıyı özendirmesi ve anında içine alan sıcak samimi ortamlar yaratması çok önemli. Dolayısıyla stili alıcı veya kiracının profiline göre belirliyor, içine “gerçek hayattan” detaylar ekliyoruz.
Bu stratejiyle tasarladığımız Tower Mint dairelerinin ilk gezenler tarafından kiralanması, kullanılan mobilya ve aksesuarların beğenilmesi, hatta spesifik bazı ürünleri satın almak isteyenler olması bu stratejinin teyidi oldu.


Yeni tamamlanan bir projemiz, şehrin “modern vintage” bölgesi Shoreditch’deki eski bir okulun (Charles Dickens Koleji) butik bir konut projesine dönüşümüydü. Tasarımın temelindeki strateji, 1900’lerin başındaki Londra ruhunu ve endüstriyel mimari özellikleri koruyarak hip ve modern bir iç mekan yaratmaktı. Dolayısıyla eskiyle yeniyi uyum içinde vermeye çalıştığımız “Kontrastlar” konsepti doğdu. Tüm renk paleti, seçilen malzemeler ve detaylar bu konsept doğrultusunda belirlendi; koyu ahşap zemin ile kırık beyaz duvarlar, kömür rengi banyo ve mutfaklardaki parlak yüzeyler, ışık kaynağı görünmeyen dramatik aydınlatmalar bunlara birkaç örnek.
Tasarımdaki en çarpıcı sürpriz bina merdivenlerinin duvarlarında yeralan eski Londra sokaklarından görüntüler oldu. Museum of London’dan kiraladığımız görseller duvarları komple kaplayan boyutlarda basıldı ve ortaya çok karakterli, özgün bir tasarım çıktı. Bina tam bitmeden tüm daireler kiralandı. Bu başarının arkasında yatan sebeplerden birinin dekorasyonun oldugunu biliyoruz ve çok mutluyuz.



- Evren'cim senin yazılarını ve çalışmalarını takip eden bir çok okurumuz var:)) Sana İstanbul’dan iş teklifi ile gelse yaklaşımın ne olur?
İstanbul’a sık geliyorum ve mümkün olduğunca emlak sektöründeki heyecan verici gelişmeleri, yeni projeleri takip etmeye çalışıyorum. Dolayısıyla fark yaratabileceğim bir proje olursa, iş programım ve zamanlamalar da uygun olursa İstanbul’da bir proje yapmayı isterim. Uygulama konusunda, çok başarılı işlere imza atan, Boytorun Mimarlık ile işbirliği yapıyorum. Örneğin Unilever projesinde briefi aldım, konsept ve tasarımı geliştirdim, ancak projenin pürüzsüz hayata geçirilmesi tamamen Boytorun Mimarlığın tecrübeli ekibi sayesinde oldu.
İstanbul’dan bir başka örnek, Zekeriyaköy’de yapılan bir konut projesinin show dairesi ve o projeden bahçe dublexi alan genç bir çiftin evi için hazırlanan dekorasyon paketi oldu. İngiltere gördüğüm standart bir uygulama ve reklamcılıktan kalma disiplinle yazılı briefle işe başladık. Ev sahipleri için de çok zevkli bir süreç oldu. Onlara hazırladığım brief formunu büyük bir titizlikle doldurdular, hep birlikte hem eğlendik, hem de tam istedikleri güzel bir dekorasyon paketi ortaya çıktı. Uygulamayı kendi ekipleri ile yapıyorlar.
- Gelecek planların nelerdir?
- Yeni mesleğime zevkle devam etmek istiyorum. Dünyada tasarımın başkenti olarak kabul edilen bir şehirde yaşıyor olmak inanılmaz ilham verici, hemen her gün yaratıcı bir uygulama görme, trendleri yakından takip etme ve orijinal malzemeleri keşfetme fırsatı buluyorum. İkinci kariyerini yapan biri olarak bu açıdan kendimi oldukça şanslı hissediyorum.
Uzun vade planlarımda kendi markamı yaratmak, Türkiye kaynaklı, yine dekorasyona yönelik bazı ürünleri İngiltere’de satmak var. Bu fikir biraz daha gelişip hayata geçince, umarım sitenizde bir yer bulur, güzelce anlatırım .
- Sitemizin kapıları sana ve senin gibi hayalinin peşinden gidip başarılı olmayı bilen tasarımcılara her daim açık:)) Yeni çalışmalarını zevkle takip etmeye devam edeceğiz. Başarılarının devamını diliyoruz...