Geçtiğimiz ay Sao Paulo’da dokuzuncusu gerçekleşen Mimarlık Bienali’ni tasarımcı arkadaşım, Gabriela Caldas ziyaret etti ve izlenimlerini bizimle paylaştı.
Teknoloji, yaratıcılık ve sorumluluk bilinci biraraya geldiğinde neler üretilebileceğine dair ilham ve ümit verici birbirinden güzel projeyi sayesinde öğrenmiş oldum ve sizinle paylaşmak istiyorum;
“Bu seneki Sao Paulo mimarlik bienali iyi vatandaşlık ve mimarlık arasındaki ilişkiye odaklanmıştı. Şehirlerdeki ortak mekanlara uygulanan iyi planlama ve mekan tasarımının insanların hayatını nasıl etkilediği yakından incelendi.
Büyüyen şehirleşme, sürdürelebilirlik, mobilite ve sosyal hayatın bütünleşmesi etkinliğin temel taşları oldu ve katılımcılar bir yandan eğitilip, bilgilendirilirken bir yandan da şehir hayatındaki konularla ilgili yaratıcı çözüm üretmeye yönelik aktivitelere katıldılar.
Sergilenen projeler; mimar, mühendis, politikacı ve şehir planlamacılarının ortak çalışmaları sonucunda ortaya çıkan, teknoloji ve tasarımın birlikte kullanıldığı, sadece çevre anlamında değil sosyal hayat olarak da sürdürülebilir “akıllı şehirlerin” yaratılabileceğini kanıtladı.
Israil, Fransa, Şili ve Tayland gibi ülkelerden bazı şehirler kendi günlük hayatlarında yaşadıkları sorunları çözmeye yönelik geliştirdikleri projeleri sergilediler.
En iyi örnekler ise, gelişen şehirleşme konusunda gerçek bir başarı vakası olan Iskandinavya’dan geldi.


1920 ile 1950 arasında Bauhaus stilinde inşa edilmiş beyaz ve açık renk binaların yoğunluğundan dolayı, “The White City” lakabını alan Tel Aviv standı çok ilham vericiydi.

Ziyaretçiler, ideal bir büyük şehir (gökdelenleri, parkları, gölleri, köprüleri, vs. ile) yaratmak için dev bir oyuna davet edilmişti.

Holmenkollbakken Kayak Pisti, Norveç.

Preikestolen Dağ Evi ve Kampı, Norveç.

Fidalga Konut Binası, Sao Paulo.

Soe Ker Tie Ev Projesi, Tayland.
Daha detaylı bilgi için bienalin orijinal sitesini ziyaret edebilirsiniz. www.nonabia.com.br